Anayasa’mızın VI. Değişikliği hakça ve orantılı temsili “anayasal düzenin temel değeri” olarak tanımlamaktadır. Bu hüküm, anayasal hiyerarşide özel bir konuma sahiptir ve doğrudan uygulanabilir nitelik taşımaktadır.
Ohri Çerçeve Anlaşması’ndan itibaren geçen 25 yıllık süreçte, bu anayasal zorunlu işlevselliğinde sistematik geciktirme politikası uygulandığı gözlemlenmektedir.
VMRO-VLEN Hükümetinin sunduğu mevcut taslağın anayasa hukuku perspektifinden analizi, çözüm üretme iradesinden ziyade mevcut durumu meşrulaştırma amacı ve çözümsüzlük durumu taşıdığını ortaya koymaktadır.
TASLAĞIN ANALİTİK DEĞERLENDİRMESİ:
Kavramsal Deformasyon: “Uygun temsil” kavramının “yaklaşık olarak yansıtan” şeklinde daraltılması anayasal garantilerin bilinçli tahribatıdır.
Kurumsal Tasarım Hatası: Koordinatif organın icra organı Hükümet altında konumlandırılması çıkar çatışması yaratmakta ve bağımsızlık ilkesini ihlal etmektedir.
Objektif Kriterler Problemi: Milli mensubiyet tespitinin yetersizliği ve kalitesizliği serbest öz-tanımlama ilkesini zedelemektedir.
Temporal Belirsizlik: Somut hedefler ve zaman çizelgesi bulunmaması uygulamada süresiz erteleme riski doğurmaktadır.
ÖNGÖRÜLEN SONUÇLAR:
Anayasal zorunluk işlevsel olarak askıya alınması
Uluslararası yükümlülüklerin yerine getirilmemesi
Toplumsal entegrasyonun ve toplulukların karar alma mekanizmalarına katılımının zayıflaması
AB üyelik müzakerelerinde olumsuz etki
Hukuk devleti ilkesinin aşınması
Bu anayasal ilke ertelenebilir bir siyasi tercih değil, doğrudan uygulanması gereken hukuki yükümlülüktür. Mevcut taslak bu gerekliliği karşılamamaktadır.
Anayasal düzenin bütünlüğü ve hukuk devleti ilkesi gereği, bu konuda kapsamlı değişim kaçınılmazdır.
Bu yasa tasarısı bu haliyle meclisten asla geçemeyecek.







İlk yorum yapan siz olun